Özgeçmişim

     

1979 Kayseri Develi doğumluyum. Doğum anında oksijensiz kaldığım için spastik özürlüyüm (Hastalığımın tanımı için tıklayın). 1980 senesinde İstanbul'a taşındık.

1982'de Acıbadem Erol Sabancı Spastik Rehabilitasyon Vakfı'nda tedavi gördüm.

 

2000 yılında Ulus'taki Namık Ekin Spor Salonu'nda aletli jimnastik ile terapi yapıyordum. 

Daha sonra memlekete , bir ziyaret için gittiğim günlerde terapist olan Oktay Sefioğlu ile tanıştım . Oktay bey bana daha uygun hareketleri gösterdi. Şimdi onun sayesinde daha doğru hareketleri yapıp daha rahat olmaya başladım

Sekiz yaşında ilkokula başladım. Hocalarım benim normal okula gitmemi söylediler. Ailemin içinde 'acaba' sorusu vardı. Fakat hiç bir sorun yaşamadan eğitimime devam ettim. İlgi alanım olan bilgisayara yöneldim. 

Üniversite hayatı

Boğaziçi Üniversitesi'nde bilgisayar programcılığı eğitimi aldım ve staj gördüm. Boğaziçi Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu'nu bitirdim. Bir buçuk yıl Mecidiyeköy'de İdb Yazılım Şirketi'nde webmaster olarak görev aldım. Bir dönem profesyonel olarak web sayfası yaptıktan sonra yaşadığım tahsilat sorunları yüzünden ,daha öncede amatör olarak ilgilendiğim borsaya yöneldim .Şu an evde freelance olarak borsa alanında hem yatırımcıyım ,hemde portföy yöneticisiyim.

  

'Annem ve babam hayattaki en büyük şansım. Onların bana değer vermesi her konuda fikrimi alması, beni gittikleri her yere götürmeleri, topluma girmem bana kendi öz güvenimi sağladı. Başka kardeşim yok, kız kardeşimin olmasını çok istedim ama durumumdan dolayı ailem cesaret edemedi. Benim özürlü olmam büyük bir şans. İnsanlardan tek istediğim bizlere karşı önyargılı olmamaları, bize şans verilmeleri. Ben, neleri yapabileceğimizi göstermesi açısından örnek teşkil edeceğimi düşünüyorum. Böylelikle engelli insanların ailesi dahil olmak üzere, düşüncelerinde değişiklik olacağına inanıyorum. Çünkü bizde, azim ve hırs var. Yeter ki istemeli. İstemek; işin yarısını başarmak olduğuna inanıyorum. Buradan engelli çocuğu olan anne ve babalardan ricam; lütfen çocuklarınızı eve hapsetmeyin, insanların ne düşündüğü değil sizin ve çocuğunuzun düşüncesi önemli.' 

Bundan sonrasınuı Akşam Gazetesi'ndeki roportajımdan alıntı yaparak devam ediyorum.

"...Her yerde başarılı insanlar vardır ama engelli birinin başarı hikayesi olunca, insan olmanın gururu yaşanıyor

Kimimiz karşılaştığımız zorluklar karşısında yenilip düşmeyi ve yarışı bırakmayı tercih ederiz. Tiril ailesi ise yaşama gülen gözlerle bakmayı ve herşeye rağmen, sevgiyle yollarına ışık tutup yürümeyi tercih edenlerden. Tiril ailesinin öyküsünü okuduktan sonra kazanmak ve kaybetmek arasında yaptığımız tercihleri iyi düşünmek gerektiğini göreceksiniz. 

Gönül, Ramazan Tiril kendilerini oğulları Sinan'a adamışlar. Gönül Tiril, Sinan doğduktan sonra yaşadıklarını anlatırken, Sinan'a olan sevgisi gözlerinden okunuyor. ' Sinan 9 aylık oluncaya kadar, biz bir şey anlamadık. Sonra, yaşıtları gibi hareket edemediğini, yürüyemediğini gözlemledik. O zamana kadar çevremizde hiç spastik olmadığı gibi spastikliğin ne olduğunu da bilmiyorduk. Sinan 8 yaşına kadar hiç yürüyemedi. Dizlerinin üzerinde sürünüyor, konuşmak yerine seslerle derdini anlatıyordu. Biz herşeye rağmen gittiğimiz her yere Sinan'ı hep yanımızda götürdük. Sinan'la benim aramda her zaman çok özel bir ilişki vardı. Onunla hep konuştum, hep onu anlamaya çalıştım. İnsanlar Sinan'a bazen şaşırarak, bazen de acıyarak bakıyorlardı ama Sinan bizim çocuğumuzdu ve biz Sinan'ı çok seviyorduk. Bir gün ailecek, Aşıklar Tepesi'ne gittik. Sinan birden yürümeye başladı. Eşim ve ben donup kaldık. O gün bütün aile için çok mutlu bir gündü.'

Okul yılları

'Doktorlar Sinan'ın normal bir okula gidebileceğini söyledi. Sinan'la beraber her sabah okula gidiyor, ders bitene kadar onu bekliyordum. Ben hep onun yanında olduğum için, kimse onu incitemiyordu. 

Zamanla öğretmenler de, öğrenciler de Sinan'a alıştı. Bazen, öğretmenin işi olduğu için çocuklarla ben ilgileniyordum. Sinan'ın bu sayede bütün öğrencilik hayatı boyunca hep arkadaşları oldu. Bir gün Sinan'ın çok iyi anlaştığı bir bayan bana 'Biraz çocuğu rahat bırak, ne gelip gidiyorsun' diye çıkıştı. Sonradan öğrendim ki, Sinan benimle konuşmasını istemiş ama beni kırmamak için kendisi bana söyleyememiş. Bu olaydan sonra Sinan okula hep kendi gidip geldi. Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Programcılığını kazandığı zaman onun okula gidiş gelişlerinin sorun olabileceğini düşündük. Üniversitedeki öğrenciler, görevliler bize o kadar yardımcı oldu ki, Sinan okulu başarılarla bitirdi. Bu arada Sinan, spor yapmayı hiç ihmal etmedi. Bu sayede her geçen gün kasları açıldı. Sokakta bizi yan yana gören insanların bakışlarına, biz içimizden hep gülerek karşılık verdik, çünkü biz çok mutluyduk ve çok da mutluyuz.'

Sevginin gücü

'Benim her zaman oğluma sonsuz güvenim var. Çünkü biz birbirini seven bir aileyiz ve Sinan'ı hiç saklamadık, ondan hiç utanmadık. Tatillere beraber gittik, beraber zaman geçirdik. O benim her zaman en iyi arkadaşım ve sırdaşım oldu. O, beni her zaman çok iyi anlar. Sinan mı yoksa başka bir çocuk mu diye sorulsa ben her zaman Sinan'ı tercih ederim çünkü Sinan çok güzel bir ruha sahip.'